güzeller güzeli fevkalade, nefen kesen kardeşi harikulade ile bir pazar sabahı parkta yürüyüşe çıkmıştı. kuşların şarkılarını dinleyip sakin sakin esen sabah meltemini yüzlerinde hissediyorlardı. "her şey daha fevkalade olamazdı," dedi fevkalade, kardeşi harikuladeye. "haklısın," diye yanıtladı onu harikulade, "gerçekten de öyle. her şey harikulade." yan yana çimlerin üzerine uzandılar. rüzgarı ayak parmaklarının arasında da hissedebiliyorlardı böylece. anın tadını keyifle çıkarırken birden bir gölge belirdi üzerlerinde. kafalarını kaldırıp korkuyla baktılar. çünkü biliyorlardı gelen asabi abileri aleladeydi. bütün sabah boyunca onları takip etmiş ve ondan habersiz hareket ettikleri için deliye dönmüştü. aleladenin, gelişigüzel ve yer yer yıpranmış özensiz kıyafetlerinin aksine son derece şık ve sofistike boyun damarları vardı. alelade, öfkeden kıpkırmızı yüzüyle ve sofistike boyun damarlarıyla, bu iki güzeli kollarından tuttuğu gibi sürükleyerek evleri büyük kahverengi bir konak olan alman yapımı şokoladeye götürdü. işte böylece fevkaladenin fevkinde ve harikuladenin harkında bir pazar sabahı alelade bir adamın gereksiz kıskançlığı yüzünden rezil olmuştu.
p.s. evet saat sabahın 10'u. hayır hiçbir şey içmedim. sadece içim daraldı.
bir
2 gün önce






