
Ulusun kedi sidiği, küf ve yoksunluk kokan sokaklarında yürümüştük. O gün, yüzlere baktık. Yüzleri gördük. Unutmamak için önce hafızalarımızın derinlerine sonra da fotoğraf makinelerimizin dijitalliğine gömdük her şeyi. Bizi gören güneş yağmur bulutlarını kovaladı ve bize yüzünü gösterdi. Bizi ısıttı. Ne mutluydum o gün. Saçlarımın arasında güneş. Güneş gibi ben…
Aradan iki hafta geçmiş bile o günden. Güzel güneşli günler hiç bitmese keşke. Maalesef Eylül’ün de sonuna gelmişiz. Sonbahar Ankara’da güzeldir. Uçuşan turuncu, sarı, mor yapraklar, tatlı tatlı yağan yağmur, ardından ürkek ürkek çıkan güneş. Sabah buz gibidir hava ama öğlen ısınmıştır, sabah yetmeyen ceketler hırkalar kollarda omuzlarda çantaların üstünde taşınır. Güzeldir sonbaharda Ankara. Hafta sonu sabahları arkadaşlarla uzun, keyifli, açık havada kahvaltılar yapılır. Zaten arkadaşsız Ankara olmaz. İş çıkışı buluşulur, kahve ya da biralar içilir. Geçen akşamlar konuşulur, yeni planlar yapılır, yeni kararlar alınır.
Yeni kararlar alınır. Yeni kararlar alınır. Yeni kararlar alınır. Tövbeler edilir. Tövbeler bozulur. Hayaller kurulur. Yeni insanlarla tanışılır. Kendi içine kapanılır. İçindekiler dayanılamaz başkalarıyla paylaşılır. Arasın diye dört gözle beklenenler aradığında artık eski heyecanlar kalmamıştır. Gerçekçi olmak da lazım değil mi?
Değişik bir hafta sonuydu bakalım bu hafta nasıl geçecek? Ben kağıttan yapılma kübik Stewie’mi birleştirmeye dönüyorum sevgili okuyucu. İyi bak kendine.
[Kendime not: çok fazla kahve içiyorsun, çok az uyuyorsun, bırak artık bunları.]
Aradan iki hafta geçmiş bile o günden. Güzel güneşli günler hiç bitmese keşke. Maalesef Eylül’ün de sonuna gelmişiz. Sonbahar Ankara’da güzeldir. Uçuşan turuncu, sarı, mor yapraklar, tatlı tatlı yağan yağmur, ardından ürkek ürkek çıkan güneş. Sabah buz gibidir hava ama öğlen ısınmıştır, sabah yetmeyen ceketler hırkalar kollarda omuzlarda çantaların üstünde taşınır. Güzeldir sonbaharda Ankara. Hafta sonu sabahları arkadaşlarla uzun, keyifli, açık havada kahvaltılar yapılır. Zaten arkadaşsız Ankara olmaz. İş çıkışı buluşulur, kahve ya da biralar içilir. Geçen akşamlar konuşulur, yeni planlar yapılır, yeni kararlar alınır.
Yeni kararlar alınır. Yeni kararlar alınır. Yeni kararlar alınır. Tövbeler edilir. Tövbeler bozulur. Hayaller kurulur. Yeni insanlarla tanışılır. Kendi içine kapanılır. İçindekiler dayanılamaz başkalarıyla paylaşılır. Arasın diye dört gözle beklenenler aradığında artık eski heyecanlar kalmamıştır. Gerçekçi olmak da lazım değil mi?
Değişik bir hafta sonuydu bakalım bu hafta nasıl geçecek? Ben kağıttan yapılma kübik Stewie’mi birleştirmeye dönüyorum sevgili okuyucu. İyi bak kendine.
[Kendime not: çok fazla kahve içiyorsun, çok az uyuyorsun, bırak artık bunları.]
photo from: http://oyuncakadam.deviantart.com/art/el-136986900 (o günden bir hatıra. ne kadar uğraşırsan uğraş bazı kapıları açamazsın!)







