kadrajım olur musun?


Bunca yıldır beklediğim sen miydin? Manzaramı, kadrajımı, güneşimi ve dahi balkonumu mahveden yine de sevimli mahlukat. Benden uzak durman daha iyi olur zira zihin gribiyim sana da bulaştırabilirim.

Tüm bunlardan bağımsız olarak hayatım değişim rüzgarlarına yine kendini kaptırmış durumda. Atıl kalma isteğimin aksine, ve hatta inatla diyebileceğim bir hızla, değişiyor, gelişiyor, dallanıp budaklanıyor. Totomu tavan yaptıran zilyon tane olay başıma geldi. Ne varsa babaanne laflarında var deyip "hayırlara vesile olur inşallah" diye içimizden geçirelim sevgili okuyucu. Bu şarkı çok güzel.



photo

pıfff


Havalar o kadar sıcak ki iguanaları şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Gözlerini bile kırpmadan önce kırk saat bekliyor hayvan. Kıpırdasan, parmağını dahi oynatsan ensenden kuyruk sokumuna kadar inceden bir ter damlası süzülecek en güzeli hareketsiz durmak. Kendime soru sorasım bile yok. O bakımdan da hareketsiz kalmak istiyorum.

photo

The Girl on the Wall


Gabriel Psaltakis'in yazdığı, yönettiği ve prodüktörlüğünü yaptığı "The Girl on the Wall" kısa bir romantik komedi olarak tarif edilebilir. Kısa film, her günü aynı monotonluktan geçen bir adamın duvardaki graffiti ile iletişime geçmesiyle renklenen hayatını anlatıyor. Romantizm bunun neresinde diye soranlara spoiler olur endişesiyle cevap veremiyorum üzgünüm. Yunanistan yapımı olan film şimdilik sadece İngilizce altyazıyla izlenebiliyor. İyi seyirler.



Oyuncular: Malamas Sotiriou, Efi Trasia, Dimitris Notas and Tasos Smirloglou
Müzik: Kostantis Papakonstantinou

across the universe

Aradan ne kadar uzun zaman geçmiş. Köprünün altından ne sular akmış. Kimlerle gülünmüş, kimlerle ağlanmış. Şimdi seninle facebooktan düğün event davetiyeni alacak kadar uzaklaşmışız. Fotoğraflarına baktım yıllar sonra evvelki gece. Profiline en son birbirimizi ilk eklediğimizde şöyle bir göz ucuyla bakmıştım. Bugün bir daha bakıyorum. Ne kadar uzaklaşmış birbirine bu kadar yakın olan iki insan. Kıskanma ya da özlem yok içimde sadece uzaklığa şaşkınım. Anlatabiliyor muyum? Onsuz yaşayamam, sensiz ölürümlü aşkımızın özneleri olan biz sabit kalıyoruz da nesneleri (ya da kişileri mi demeliydim ve hatta belirtili nesne bile olabilir) hep değişiyor. Böyle de bir şarkı var işte aklıma seni getiren, eskiyi düşündüren, yüzüme belli belirsiz bir gülümseme konduran. Eskilerde bir saflık güzellik vardı be sevgili okuyucu. Çok mutlu olsun.

Childhood's End


"Childhood is measured out by sounds and smells and sights, before the dark hour of reason grows."
John Betjeman

(Çocukluk, mantığın karanlık saati gelmeden önce, sesler, kokular ve görüntülerle ölçülür)



1



"It's no good pretending that any relationship has a future if your record collections disagree violently or if your favourite films wouldn't even speak to each other if they met at a party."

Nick Hornby

photograpy by Solveig Selj

The Deadline

Andres Salaff yönetmenliğindeki "the Deadline," paranoyak bir yazarın, yayıncısının yoğun baskısı altında romanını bitirmeye çalışması hakkında bir animasyon kısa film. 
http://andressalaff.blogspot.com/ adresinden kendi kişisel bloguna bakıp diğer çalışmalarını da izleyebilirsiniz.


The Deadline from Andres Salaff on Vimeo.

Beşir pijaması geldi haaanııııııımmm!


Azalarak bitsin konulu yazılardan birine daha hoş geldin sevgili okuyucu. Çok şükür Aşk-ı Memnu bitti; Chewbaca kılıklı Behlül’ün kaçışını da izledik; kahkahamızı attık; hayatımıza gönül rahatlığıyla devam ederiz dedik geçen hafta. Diziyi hiç izlememiş insanlar bile o gün sırf final bölümü diye ekran karşısına geçip izledi. İstemeseler bile zorlandılar 3.tekil ve/veya çoğul şahıslar tarafından. Ben her ne kadar direnen “izlemicem ben yea ne işim olur”culardan olsam da annemin “redrooooo koş koş aksiyon var dizi bitecek birazdan ahaha” demesiyle gönülsüzce sevgili laptopımı da alarak salona geçtim, son 10-15 dakikasını izledim. Güldük eğlendik neyse bitti en sonunda. Hayatımızdaki son Aşk-ı Memnu kırıntıları da azalarak bitsin artık yeter diye homurdanıp duruyorum zaten bir süredir burada biliyorsun. Bihter’in geceliğine, Bihter’in donuna, Behlül tişörtüne ve hatta sandalyesine bile eyvallah diyen bu deli gönül “Beşir pijaması”nı görünce uzun süren sessizliğini yüksek perdeli bir kahkahayla bozdu. Dizinin en sevimsiz karakterlerinden Beşir’in pijamasının moda olması batıl inançlarına sıkı sıkıya bağlı olan halkın artık bilinçlendiğinin, modernleştiğinin bir göstergesidir bence. Haberin ayrıntısı şurada. İlgili görsel de yukarıda.