morning, keep the streets empty for me


Sonbahardan kışa geçerken içime kapanasım ve hatta kimsenin bana ulaşamamasını isteyesim geldiğinde bu şarkı çalar fonda 2 yıldır (aman tanrım ifadedeki düşüklüğe bak ama anafikri anladın diye umuyorum). Dışarıda usulca yağan yağmur, ilkbahara kadar ısınamayacak ayaklarım, earl grey kokusu, köşesinden buharlanmaya başlamış cama umarsızca kedi patisi şekli yapmak, pencereden dışarıya doğru romantik ve melankolik bakışlar böyle (emolar piyasaya çıkmadan önce hayat çok rahat ve güzeldi). Sonrası o öyle olmuş, bu böyle.

Marie Antoinette Converse’i bir başka güzel şimdi


Sofia Coppola’nın bu filmi şöyle rerörerö böyle rerörerö diye sıralamayacağım. Filmin soundtracklerinin içinde Vivaldi’nin yanında Strokes çıkıyor karşımıza. Hafiften bir şok geçirtse de yine de o dönemdeki dinamikliği ve sefayı yansıtması açısından başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Film ise hatır gönül için izlenir. Marie Antoinnette’i Kirsten Dunst, annesi Maria Theresa’yı Marianne Faithful canlandırıyor. Lost in Translation ve özellikle Virgin Suicides’da olduğu gibi bir etkileyicilik bulmak güç. Minimum beklentiyle izlendiğinde güzel bir görsel show izliyorsunuz. Aynı zamanda meşhur kraliçe hakkında da özet bir bilginiz oluyor. Boş zamanımda şöyle canımı sıkmayacak bir film olsa da izlesem hem gözlerim de bayram etse derseniz tavsiye ederim. imdb de 6.4 vermiş. O da burada.

Filmin en büyük esprisi de bu yukarıdaki screenshot’tır bana göre. Diğer güzide görseller de şu şekilde.